
12 Nisan 2009 tarihli Galatasaray - Fenerbahçe maçı ile ilgili sayısız yazı - fotoğraf yazıldı, çizildi. Neresinden tutsa insanın elinde kalan, içe sinmeyen, izahı olmayan saçma sapan olayların yaşandığı bir futbol müsabakası (!) izledik. Detaylara girmeye, o onu itti, şu ötekini ısırdı, falanca filancaya küfür etti vs.. girmeye gerek bile yok. Takım yöneticilerinin, futbolcuların maç sonrasında ve takip eden günler de yaptıkları, sıçtık şimdi de sıvıyoruz açıklamaları en hastasıyım bu renklerin diyen adamın bile içine sinmedi. Mevzu derindi, üstü adeta her seferinde toprakla örtülmeye çalışılan, yokmuş gibi davranılan bir hastalığımız artık en pis yerde patlamış, cerahat ortaya saçılmış, milli manevi kaygıların önde olmadığı bir ortam, bir büyük bir küçüğün kapıştığı bir arena olmadığından üstünü kapamak da mümkün olmamıştı, yorgan gitmiş kıç açığa çıkmıştı. Olaylarla ilgili yorumların, takımlardan sıyrılıp, yavaş yavaş daha genele, coğrafya insanın, devlet politikasının böğrüne böğrüne saplanan eleştiriler haline gelmesiyle beklenen müdahale geldi.
"Hadi öpüşün, barışın" derbimiz oldu, herşey unutulacak, yine bir milli günde insanlar coşacak ve tekrar başa dönülecekti. Konuştukları zaman mangalda kül bırakmayan, asan kesen, taşları yerinden oynatan kudretli büyüklerimiz sessiz sedasız internet sitelerinden duyurdular bu aba altından sopayı.
Bu çakma feyir piley derbisi asıl olayın üstüne dikilmiş mumdur. Yerlere düşmüş Türk futbol yöneticiliğinin ve spor ahlakanın taban yaptığı andır. Tarihi arınma için ayağa kadar gelen fırsatın, zeki ve kıvrak bir hareketle taca atılıp günü yine kurtardık pişkinliğinden başka bişey değildir.
Kısaca bu derbi yalandır, ziyandır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder